|
|
|
|||||||||||||
|
|
![]() |
|
|
|||||||||||
|
|
|
|||||||||||||
|
|
|
|
|
|||||||||||
Hoşgeldiniz.İyi Forumlar Dileğiyle...
|
|
|
||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||
|
|
|
|||||||||||||
|
|||||||
| Kayıt ol | Arkadaşını Davet Et | Resimler | Yardım | Sosyal Gruplar | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
|
|
Seçenekler | Arama | Stil |
|
|
#1 |
|
Üyelik tarihi: Aug 2008 Bulunduğu yer: kars sarıkamış Yaş: 43
Mesajlar: 6,388
Rep Puanı: 29578
Thanks: 1,902
Thanked 2,823 Times in 1,717 Posts
Çevrimiçi Olduğu Toplam Süre: 7 Ay 1 Hafta 6 Saat 45 Dakika 19 Saniye
|
İstanbul hükümeti nihayet Kafkasya sahillerine Karadeniz'den bir çıkarma yaparak taarruz etmeyi kabul edebilmiş ve Hasan Paşa isminde bir amiralin kumandası altında Türkiye'nin yardımına koşan kuvvetli bir Mısır filosu ile Osmanlı donanması, Karadeniz filosu kumandanı Kayserli Ahmed Paşanın kumandasında Karadeniz'e açıldı. Bu müttefik ve kardeş donanma, Kafkasya'nın Sohum sahillerine çıkaracağı yerli ve mükemmel bir kuvvetle oradaki müstahkem mevkileri, sahil istihkâmlarını zaptettikten sonra Çerkezistan'ın Abhazya mıntıkasını işgal edip Batum'a yürüyecekti. Bu donanmada Çerkes reislerinden Safer ve Nâmık Paşalarla Şâmil'in naibi Muhammed Emin de bulunuyordu. Kafkasya'ya yapılacak çıkarma hareketi için de altı top, yedi bin tüfek, iki bin kılıç, beş yüz fıçı barut, beş yüz sandık hartuç, yüz bin tüfek kurşunu, on bin okka kurşun, on beş bin okka tuz ve hayi miktar çakmak ve bol erzak alınmıştı.
Çok yazık ki bu donanma, yelken yol alıp hedefine doğru giderken Karadeniz'deki Müttefik İngiliz ve Fransız donanması kumandanları, bu hareketin büyük ehemmiyetini takdir edememişler, yahut da büyük bir gaflet eseri olarak bu kurtarıcı yolundan alıkoymuşlar ve Sivastopol'a götürerek içindeki silah ve mühimmatı oraya boşaltmışlardı. Kafkasya yalnız müttefiklerin değil bütün dünyanın gözünü kamaştıracak kadar güzeldi ve zengindi. Bu zengin ve güzellik hazinesinin altın kapılarının Osmanlı donanması tarafından yalnız başına açılmasına bir türlü gönülleri razı olmayan İngiliz ve Fransız amiralleri, kendi hükümetlerinden aldıkları direktiflere bile kulak asmayarak Osmanlı donanmasının Kafkasya seferini akamete uğratmaya çalışıyor ve hiçten bahanelerle bu donanmanın hareketini mütemadiyen geciktirip duruyorlardı. Bunun gibi bir çok Osmanlı Yardım seferi ne mani olunmuştu. Sultan Abdülmecid, Şâmil'in bütün ondokuzuncu asır Avrupası'nı ve İslâm dünyasını hayret ve hayranlıklara sürükleyen emsalsiz kahramanlığını takdir etmekle kalmamış , hatta o büyük takdirinin parlak bir nişanesi olan Kafkasya'nın bu hakiki başbuğuna ve dâhi reisine" Hanlar Hanı" diye imparatorlar imparatoru unvanına benziyen tantanalı bir paye tevcih ettiği gibi büyük nâibi ve temsilcisi Muhammed Emine'de beylerbeyi Paşalığı vermişti. Fakat buna rağmen Kafkasya'dan çoktan ayrılıp Türkiye'ye hicret etmiş olan ve Kafkasya'da hiçbir hüküm ve nüfuzları kalmamış olan Safer ve Behçet beyler ele alıp ilk plâna geçirmek ve Şâmil'in bütün Kafkasyalılar'ın yaptıklarını anlamamaktı. Osmanlı İmparatorluğu'nun ezeli ve büyük düşmanını ekmeğine yağ süren bu sefih politikayı, çok garip ve dikkate şayandır ki, müttefik İngiliz ve Fransız siyasi ve askeri mahfilleri de desteklemekle kendilerine göre ayrı ayrı birer menfaat tasavvur ediyorlardı. 1854 senesi nisanının onuncu günü İngiltere ve Fransa'nın Rusya'ya resmen harb ilan ettikleri haberi İstanbul'a yetişip te Fransız donanmaları alay sancakları ile donanıp bu haberi coşkun şenliklerle tes'it ettikleri gün Edirne'de tam yirmi beş senedenberi sakin ve münzevî bir sürgün hayatı yaşayan bu Dağistanlı Safer Bey her nasılsa hatıra gelmiş ve derhal saraya çağrılmıştı. Abdülmecid tarafından kendisine feriklik rütbesile birlikte Kafkasya'nın müstakbel halaskârı gibi muazzam bir rol verilmesine özü sözü doğru bu namuslu adam bile mânâ verememiş ve : "Vatanıma en büyük hizmeti ifa etmek fırsatına nail olduğum ve padişahımızın dünyalara bedel teveccüh ve yardımlarına, kahraman Türk donanmasının bilfiil ve muazzam himayesine mazhar bulunduğum bu mes'ut günde yazık ki benden beklenen mukaddes hizmeti yapabilecek bir halde değilim. Yaşım çok ilerlediği gibi bundan yirmi beş sene evvel Ruslara karşı yanyana harb ettiğim kahraman silâh ve gaza arkadaşlarımın da hepsi ya ölmüş, yahut ihtiyarlamış bulunuyorlar. Bugün Kafkasya'da beni tanıyan bile kalmadığından korkarım. Keşki bu fırsat elime on beş yirmi sene evvel geçmiş olsaydı" diye dostlarına yana yakıla dert yanmıştı. Abdülme cid sarayı ve Reşid Paşa hükümeti o af ve tâmir kabul etmez hatayı bir çok acı hayat inkisarlarından sonra anladığı gibi Karadeniz'de müttefik İngiliz ve Fransız amiralleri de hiç tanımadıkları ve en küçük malûmata bile sahip olamadıkları Kafkasya'yı Türkiye'ye bırakmak istemiyerek bizzat kendileri halletmek sevdasına düşerek kendilerine meçhul olan bu memleketi yeni baştan tetkike kalkmışlardı. Kafkasya'da konuşulan sayısız lehçelerden bir tanesine bile vâkıf olmıyan bir takım yerli Rum ve Ermeni tercümanları vasıtasile koca Kafkasya'yı idare etmeğe kalkan ve bu yarım yamalak malûmatla kendi başına tehlikeli bir ihraç teşebbüsüne girişen bir İngiliz sefer heyeti, esefle haber verelim ki, bu büyük hatâyı ağır bir hezimet ve felâketle ödemeğe mecbur olmuştu. Sonraları İngiliz bahriy esi birinci deniz lordu olan bir amiralin kumandası altında tertip ve kuvvetli bir donanmanın himayesinde Anapa civarında karaya çıkarılan bu kuvvetli ve zengin Komando, herkesten evvel Türkleri alâkadar eden bu hareketten Türkiye'yi haberdar etmeğe bile lüzum görmiyerek müstakil bir şekilde hareket ediyordu. Türkiye'yi kardeş , hâmi, halaskâr ve metbu olarak tanıyan ve hasretle bekliyen ahali bu İngiliz sefer heyetinin arasında Türk kuvvetlerinden eser bulunmadığını görünce fena halde kuşkulanarak adeta bitaraf bir vaziyet alıp dağlara çekilmiş ve İngiliz Komandosunu Rus ordusuyla baş başa ve yalnız bırakmıştı. Sahile çıktıktan sonra donanmanın ateşi altında içerlere doğru hayli ilerleyen bu İngiliz sefer kuvveti yüksek dağlarda duraklayıp bekliyen kuvvetli bir Rus ordusu tarafından göğüslenmiş ve halktan yardım göremediği için derhal perişan olup panik halinde sahile doğru kaçmaya mecbur kalmıştı. Çok hazindir ki dağlara çekilip iki gâvur birbirini kırıyor diye bir acıklı sahneyi keyifli keyifli ahali, bu da yetmiyormuş gibi İngiliz kıtaları kaçarken dağlardan inerek hem Rusları, hem de İngilizleri şiddetli baskınlarla hırpalamışlar ve dehşetli bir yağmaya uğratmışlardı. Özet olarak müttefikler arasında hüküm süren bir çok anlaşmazlıklar arasında bilhassa Kafkasya meselesi lâyık olduğu ehemmiyetiyle bir türlü ele alınamamıştı. Hürriyet ve istiklâli uğrunda son ferdine kadar kendini fedaya azmederek, Rus Ordularına karşı görülmemiş bir cesaret ve fedakârlıkla çarpışıp duran bu kahraman ve güzel insanlar cinsini bir an evvel kurtarmak hususunda her milletten daha hassas davranan Türk milleti, padişahı ve hükümeti de olanca iyi niyetine rağmen tuttuğu yanlış ve isabetsiz bir takım sistemler yüzünden ayağının ucuna kadar gelen emsalsiz fırsatları göz göre göre kaybetmişti. Rusya ile Türkiye arasında muharebenin daha patlak verdiği anda harekete geçerek büyük nâibi Muhammed Emini İstanbul'a gönderen Şâmil Osmanlı hükümdarı Abdülmecit ile Büyük Reşid ve Ali Paşalar gibi Osmanlı Devletinin mukadderatını ellerinde tutan vezirlere, Rusya'ya yapılacak en müessir öldürücü taarruz istikametini haber vermişti Rus Çarları ile otuz beş senedir başı göklerde çarpışan ve hiçbir devletten yardım görmediği halde tam iki yüz kırk bin kişilik muazzam bir Rus ordusunu karşısında zaptedip tutan Şâmil, Sultan Mecid'e gönderdiği mektubunda Osmanlı ordusundan sadece Gürcistan'ı işgal etmesini beklediğini bildirmişti. Üsa tarafı Allah kerimdir, diyordu. Daima birkaç misli üstün Rus kuvvetlerine karşı harbetmeğe mecbur kalmış olan ve bütün bu ezici sayı üstünlüğüne rağmen sırf şaşırtıcı manevralar ile pek çok muharebelerden galip ve muzaffer çıkmanın sırrını bilen Şâmil, Osmanlı padişahına ordularına Gürcistan'ı derhal işgal ettirmesi hususunda yaptığı mühim teklifte de tamamile haklı ve isabetli idi. Yazık ki Kars müstahkem mevkiinde büyük Türk kuvvetleri yığılmış bulunması ve bu kuvvetlerin ilk hamlede Gürcistan'ın bir başından girip öteki başından çıkması tamamile mümkün bulunduğu halde İstanbul hükümeti ile Karadeniz'deki müttefik İngiliz ve Fransız donanmaları amiralleri, Şâmilin malik olduğu büyük strateji ve gerilla taktik savaş kabiliyetini görememişler, Şamilin dehasını bir türlü anlayamamışlardı.. Bu müthiş gaflet kâfi gelmiyormuş gibi yukarıda işaret ettiğimiz gibi Abdülmecid sarayında ve bilhassa Reşid ve Ali Paşaların kafasında çok tehlikeli ve düşman hesabına çok faydalı bir Şâmil husumeti değilse bile Şâmile karşı pek garip bir ihtiyat, tereddüt ve şüphe yer almış bulunuyordu. Bu yüzdendir ki, harbin ilânı ile birlikte kuvvetli bir Türk ordusunun derhal Gürcistan'a saldırması ve buradaki zayıf Rus kuvvetlerini önüne katarak şimalî Kafkasya'nın muhabbetli ve hasretzede kolları arasında mübarek bir zafer rüzgârı gibi Terek ve Kuban nehirlerini aşıp Rusya'yı Kafkasya'dan tamamiyle tecrit etmek ve Karadeniz'i bir Türk gölü haline getirmek hususundaki büyük ve emsalsiz fırsata göz yumulmuştu. Osmanlı ordusunun Ahmed Paşa kumandasındaki yirmi parça büyük muharebe kalyon ve firkateyn'inden mürekkep kudretli donanması ile bu donanmayı destekliyen Hasan Paşa kumandasındaki hatırı sayılır Mısır donanması, güya Kafkasya'nın Abhaz kabilelerinin sakin bulundukları sahilleri zapdetmek ve Sohun kaleyi denizden tahrip ve işgal etmek üzere Karadeniz'in ortasında günlerce beyhude yere vakit kaybetmişler ve hedeflerine sokulmak hususunda Müttefik İngiliz ve Fransız amirallerinin keyiflerine yerlerine gelsin diye boş yere bir ümitle bekleyip durmuşlardı. Bütün bu kararsızlıklardan Rusların Kafkasya'daki orduları, azami derecede istifade etmişler ve bilhassa gerek Türk orduları gerekse Şâmil kuvvetleri tarafından her an bir taarruza uğraması mümkün ve muhakkak görünen Gürcistan'ı lâyıkı ile takviye etmişlerdi. Halbuki serdar Abdi Paşa gibi meşhur bir müşir, bu esnada kırk bin kişilik mühim bir ordunun başında bulunuyor. Kars müstahkem mevkiinde çadırlı ordugah kuran bu ordu güya sulh ve hazar zamanında imiş gibi hâdiseleri uzaktan seyrediyordu. Osmanlı ordusunun derhal harekete geçerek Gürcistan'a gireceğine hiç şüphe etmiyen Şâmil, bu kurtarıcı ordu ile bir an evvel kucaklaşmak ve irtibat tesis etmek üzere Rusların Gürcistan'da en mühim askeri merkezi ve Kafkasya ordularının da başkumandanlık karargâhı olan Tiflis istikametinde çok süratli ve şiddetli bir taarruza geçti. Maksadını düşmandan son dakikaya kadar gizlemekte şaşırtıcı bir kabiliyet sahibi olan Şamil, Türk ordusunun Gürcistan üzerine teveccüh edeceğini muhakkak saydığı büyük hamleyi seyretmek maksadile Tiflis ise büyük kuvvetlerle taarruz ederken Kafkasya'nın muhtelif istikametlerine birbiri üstüne mühim nümayiş taaruzları tertip etmişti. Naip Nur Muhammed bu esnada Gürcistanla Şimalî Kafkasya'yı birbirinden ayıran meşhur Daryal boğazını kesmeye memur edildiği gibi, Hacı Murad, Kabet Muhammed, Hitinav Mura gibi Şamilin büyük kafalı ve müthiş pençeli zafer kartalları da Terek nehri üstündeki Kabartay ve Asetin kabileleri arasına saldırmışlardı. Şamil bu hareketleri ile hem nerde ise Gürcistanı çiğneyip Kafkasya'ya inecek olan Türk ordusunun taarruz istikametini düşmandan gizlemek hem de bu ordu yetişinceye kadar zemini hazırlamak istiyordu. Fakat kendi cürmünün en az on misli düşman kuvvetine karşı üç cephede birden taarruza geçmek gibi harikulâde bir cüret gösteren Şamil, bu muazzam kuvvetleri tamamiyle üzerine çektikten sonra çok derin bir hayal sükûtuna uğramış ve Abdi Paşa ordusunun hâlâ yerinden kımıldamadığını görmüştü. Abdi Paşa ordusunun tam zamanında taarruza geçip Şâmil'in üç cephede taarruz halinde bulunan kuvvetleri ile bir an evvel irtibat tesis etmek hususunda gösterdiği tamir kabul etmez hatâ ve tereddüt yüzünden Kabartay ve Asetin kabileleri Şamil'den yüz çevirmişler ve o havaliye yetişip kuvvetini göstermek hususunda çok süratli hareket eden Rus generali Fraytag'a bel bağlamışlardı. Şâmil'i rica ve minnetlerle memleketlerine davet edip Rus boyunduruğundan kendilerinin de kurtarılmasını isteyen Kabartaylılar'nı , büyük bir cüret ve fedâkarlıkla Rus ordularının arasından sıyrılarak ve Terek nehrini geçerek oralara kadar hızır gibi yetiştiği halde sözlerinden dönmelerinin mühim sebeplerinden birini o sıralarda Dağıstan'daki bir kısım Avar ve Kumuk Hanlarının ve meşhur Danyal sultanının Ruslardan ayrılarak Şâmil'in emri ve bayrağı altına girmeleri teşkil ediyordu. Çünkü bir nev'i prenslik iddiasında bulunan Kabartay Beyleri bu vaziyetten pek kuşkulanmışlar ve kendilerinin Şâmil'in hüküm ve nüfuzu altına girmeğe mecbur bırakılacaklarından korkmuşlardı. Fakat Kabartay ve Asetin kabileleri tarafından Şâmil'e karşı alınan bu fena vaziyetin en mühim sebebi muhakkak ki pek büyük ve üstün miktarda Rus kuvvetlerinin teşebbüsü derhal ele almaları ve Terek nehri ile Daryal boğazı gibi en mühim stratejik mevkileri pek sağlam bir surette işgal etmeleri keyfiyeti idi. Beş tanesi makineli gemi dedikleri ve o zamanın en yeni medeniyet icatlarından sayılan yandan çarklı ve buharlı gemiler olmak üzere yirmi parçadan ibaret kuvvetli bir Osmanlı donanması ile, yine buna yakın bir deniz harb teşekkülü olan mükemmel Mısır donanması Kafkasya'ya bir an evvel kavuşmak ve yüklettikleri harb malzemesi ile külliyetli ihraç kuvvetlerini gözleri engin ufuklarda kurtuluş müjdeleri bekleyen bu susamış hürriyet ve istiklâl âşıklarına yetiştirmek için çırpınıp dururken müttefik İngiliz ve Fransız donanmaları başkumandanı Vis amiral J.V. Dundas bu kurtarıcı donanmaya Kafkasya'yı haram etmişti. Nihayet sabır ve tahammülü tükenen Karadeniz'deki Osmanlı donanması kumandanı Ahmed Paşa , makineli ve süratli gemilerden Feyzibâri isimli vapura Türk donanması hizmetinde bulunan amiral rütbesinde bir İngiliz Paşasını bindirerek başamiralin yanına gönderdi. |
|
|
|
Bu Yazıyı Beğendiyseniz! Facebook'da Arkadaşlarınız İle Paylaşın...
|
|
Paylaş |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| irtibati, osmanliyla, samilin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Çevik Bir, Apo irtibatı | AVAR | Siyaset Haberleri | 1 | 01-07-2009 01:29 AM |
| şeyh şamilin sözleri | AVAR | DAGISTAN CUMHURİYETİ | 4 | 22-08-2008 02:12 AM |
| şamilin mudaafaa muhabereleri | AVAR | DAGISTAN CUMHURİYETİ | 0 | 22-08-2008 02:06 AM |
| Sistem Bilgileri | Bilinmesi Gerekenler |
|
Powered by vBulletin® Version 3.8.4 Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. Lütfen Sorunlarınızı Buradan Bize Bildiriniz. Kuruluş Tarihimiz : 29 Ekim 2008 |
Sitedeki Tüm Paylaşımların Sorumlulukları Paylaşım Sahiplerine Aittir. |