Toplam 5 adet sonuctan sayfa basi 1 ile 5 arasi kadar sonuc gösteriliyor
  1. #1

    Standart Muavenet gemimiz neden vuruldu

    ABD durup dururekn bizim gemimizi neden vurmustu? amac neydi?

    -------------------------------

    2 Ekim 1992. Ege�de yapilan Nato Kararlilik Tatbikati sirasinda Muavenet muhribi Amerikan Saratoga ucak gemisinden atilan Sea Sparrow fuzeleri tarafindan vurulur. Aralarinda geminin komutaninin da oldugu 5 denizcimiz sehit olur.

    Ama asil komik olan nedir bilir misiniz? Donemin ABD Disisleri Bakan Yardimcisi Lawrence Eagleburger haberi Washington Buyukelcisi Nuzhet Kandemir�e �Geminizi batirdik ozur dileriz� diye iletir.


    Bu olayın kamuoyu tarafından bilinmeyen yönleri açıklanmalı.
    O gece tatbikat bitmiş ve Muavenette tek vardiya düzenine geçilmişti. Yani basında yazıldığı gibi Saratogayla, Muavenet karşılıklı eğitim yapmıyorlardı.
    1- Füzelerin kilitlendiğini algılayan Muavenet, Saratogayı telsizle uyardığı halde buna neden yanıt verilmedi?
    2-Dinlenme anında köprü üstünde Muavenetin komutanı ne yapıyordu?
    3-Füzeler ateşlenmeden hemen önce Muavenetin 52 ve 53 numaralı 5,38'lik toplarının namluları neden saratogaya dönmüştü?
    4-Füzeler isabet ettikten sonra neden uzun süre Saratogadan Muavenete yardıma gidilmedi? (O an Muavenete en yakın gemi Saratogaydı)
    5-ABD donanmasının bütün pis kaza! ları neden hep Saratogaya kısmet olmuştu?
    6-Muavenet olayından sonra sabıka listesi hayli kabarık olan Saratoga neden apar,topar hizmet dışı edildi?


    Simdi, gelelim bu olayin ic yuzune...

    Muavenet 2 adet Sea Sparrow SAM(Hava Savunma fuzesi) ile vuruldu. Sea Sparrow aslinda Hava hedefleri icin gelistirilmis bir sistemdir, dikkat edin fuze denmiyorum, sistem diyorum. Bugun daha gelistirilmis olan Evolved Sea Sparrow revactadir ama donemin alcak irtifa hava savunma silahi Sea Sparrow du.

    Bu fuzenin hedefini vurmasi icin, birden daha fazla personelin calismasi sarttir. Hedef taninmali, koordinatlari belirlenmeli, takip edilmeli, fuze kilidi atilmali ve hedefe fuzeler yollanmalidir. Butun bu islemler apayri odalarda bulunan personel tarafindan yapilir.

    KISACASI SEA SPARROW FUZESI ILE YANLISLIKLA HEDEF HEM DE KAPTAN KOSKUNDEN USTELIK DE 2 DEFA VURULAMAZ.

    Bu arada Muavenet' te o gece savas alarmi verildiyse de politik ve ekonomik ve de askeri gucumuz sadecen seyretmeye yetti, ayni Suleymaniye' de olayi seyrettigimiz gibi.




    Pekiyi biz ne yaptik?

    Tarihin utanc sayfalarina islenecek bir hareket ile gittik, tanesi 117 milyon dolardan 7 adet Knox firkateyn aldik. 1 adet de sembolik bir fiyata teslim edildi. Bazi yerlerde, kiralandigi ya da hibe edildigi yazar aldanmayin, bu rakam dogrudur. Ee tabii, dogan gures artik kanimca hicbir ordu evine giremiyordur. Bu Knox sinifi firkateynler ise Istim buharli, resmen masraf makinesi, ASROC (Denizalti avi icin) gibi tas devri silahlari ile, tasidigi 3-4 Harpoon ile hic bir ise yaramamaktadir. Zaten su an envanterde 4 tane var, insallah 1-2 seneye kurtulacaz onlardan.

    Milennium Challenge dogu akdenizde isgal altindaki bir adanin temsili kurtarilmasi idi.

    Yalniz Muavenet Muhribi bir hic ugruna vuruldu. Kibris veya baska bir sebepten degil. Yunanlilar ucagimizi vurdu, bi de onlarin 2-3 tane ucagini vurduk, cunku her iki tarafta Ege pastasinda ilan edilmemis bir savas yapiyorlar, bir tatbikat degil.


    Muavenet, 2 Eylul 1992 de , tatbikat bittikten sonra gece Saratoga' dan fuze kilidi yedi, bu konuda Saratoga' yi defalarca uyardi, ma Saratoga en sonunda fuzelerini yolladi.

    Burada ABD de bir dukkanda bir urun 3 dolarken, baska bir dukkanda 7 dolar.Saglik sigorta sirketleri, musterilerinin uzerine yikmaktan geri kalmiyor butun mali yuku, anlasmalara aykiri olmasina ragmen. Kendi halkinaboyle davranan bir devlet baska milletlere neler yapmaz ki?

    Neyse, Muavenet vuruldu, 5 denizcimiz oldu. Yarb Kudret Gungor de dahil. 2-3 denizcimiz kolunu ve bacagini veya her ikisini de kaybetti. Bazilari halen goguslerinde Sea Sparrow fuzeleri ile dolasiyor, ve ABD polisligine ordumuzu soyunduracak bu hukumete hic de sicak bakmiyorlar, aynen ordumuzun da bakmadigi gibi.



    Muavenet olayini bilin, aslinda Suleymaniye krizinde kafalarina cuval gecirilen 11askerimiz de biz de bu askerlerimizin oldurulmedigine sukredelim, ve dusunelim.

    Hangisi daha zararli?

    Yunanistan in dusmanligi mi?
    ABD ve AB nin dostlugu mu?

    Bu arada o tatbikatta AB gemileri de vardi, ve hicbirisi Muavenet' e yardim etmedi, tatbikat hicbirsey olmamis gibi ertesi gun devam etti.

    Yani tatbikatta aslinda Muavenet sakaciktan vurulmustu, ve sakaciktan askerlerimiz olmustu aslinda. Dusunuyorum da Alman, Ingiliz veya ABD gemileri vurulsaydi, tatbikat ertesi gun devam edermiydi?




    Sea Sparrow bir fuze degil, bir sistemdir. Ucan hedefi taniyan/yakalayan(detection), firlatilan, ve onleyen(interception) bir sistemdir. Kimse tek basina bunu basaramaz. Sea Sparrow, kisaca SSM diyelim boyle bir sistem. ESSM yani Evolved SSM ise daha da komplike bir sistem.

    Kisacasi oyle kaza ile tatbikatta mola esnasinda bir gemi hem de kaptan koskunden hem de iki defa vurulamaz.



    Evet seyretmek zorunda kaldik. Ne de olsa bizim askerlerin basina cuval gecirildiginde de seyretmek zorunda kalmistik. Baksana, burada bile bunu iddia edince gulunc duruma dusuyoruz.


    Guneydoguda yanilmiyorsam 95 yilinda 2 ABD , 2 Turk helikopteri ucuyordu. Hepsi de blackhawk ti. Turk helikopterlerinden birinde de donemin 2. ordu komutani var. USAF F 15 leri bizimkiler zannedip, kendi helikopterlerini(UH 60 Blackhawk) dusurdu. Bizim pilotlar iyice alcalip pacayi siyirdi. Bu olayi bilirsin ayranic, USAF olayi kaza ile kendi kara sahinlerimizi, saddamin helikopterleri sandik dedi. Daha komik olan bu olayi bir E3 yonetiyormus. Saddam in kara sahini yok, dahasi oraya yaklasamaz bile, cunku yasak bolge.


    Bu arada TSK biliyor bu gercegi, bu yuzden zaten firkateyn ihalesinden sonra atildiniz. Alman Meko 200 ler secildi.

    TF 2000 de de yoksunuz ayranic.

    LPD ihalesinde de...

    Taa ki Kardak ta verdiginiz destege kadar. O zaman aramiz duzeldi, Suleymaniye de ise iki taraf da birbirine guvenini yitirinceye kadar.

    ATAM ve ATAK ihaleleri ne olacak bir bilsen. biggrin.gif


    Daha once de dedigim gibi, bu ulkeyi ABD ye muhtac edenler, ABD den cok daha fazla suclu.

    Muavenet vurulduysa...

    Suleymaniye deki askerimizin kafasina cuval gecirilip, surati dipcik darbesi ile dagitilmissa...

    Helikopterlerimiz taciz edilmisse...

    ve biz cevap verememissek...

    Tek suclu, cevap veremeyecek hale gelen bizdedir. Ulkemizi cevap veremeyecek hale getirenlerdir.




    Sea Sparrow füzeleri için 6 ayrı karar gerekiyor

    Iste altin cumle bu, bu Muavenet olayinin ozetidir. SeaSparrow un sadece radar lari ile ilgili bir operator olur, yani cift radar, bir platformun, bir de fuzenin.

  2. #2
    TÜRKLÜĞÜN VE İSLAMİYETİN SONSANCAĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ SoNSaNCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Eylül.2008
    Nereden
    Trabzon
    Yaş
    37
    Mesajlar
    11,226

    ‘Muavenet gemisi, Türkiye’ye gözdağı vermek için vuruldu’

    ‘Muavenet gemisi, Türkiye’ye gözdağı vermek için vuruldu’


    EMEKLİ DENİZ YÜZBAŞI VEHBİ KARA, MEDYANIN GEÇMİŞTE AMERİKA’NIN POLİTİKASI SONUCU ŞEHİD EDİLEN ASKERLER KONUSUNDA SESSİZ KALDIĞINI BELİRTEREK, MUAVENET’İN VURULMASININ DETAYLARINI ANLATTI.



    1990’ların başında Baba Bush yönetimindeki ABD, Saddam yönetimindeki Irak’ın Kuveyt’e girmesini bahane ederek Irak’a savaş açtı. Irak’ın Basra Körfezi’ndeki ve ülkenin güneyindeki gücü kırıldı. Zengin petrol yataklarının bulunduğu Irak’ın Kuzeyi için de Amerika’nın planları vardı. Bu plan çerçevesinde Irak topraklarının kuzeyini kendi denetimine alacak bir plan geliştirdi. 36 paralelin kuzeyini denetlemek üzere Çekiç Güç adında bir askerî mekanizma kurdu. Bu mekanizmayı da Türkiye üzerinden yürüttü. Kuzey Irak’ı Türkiye’den denetledi.



    Dönemin Cumhurbaşkanı Özal, “bir koyup üç alacağız” düşüncesiyle Çekiç Güç’e destek verdi. ANAP iktidarından sonra iş başına gelen DYP-SHP koalisyon hükümeti, Irak’ın bölünmesinden ve Kuzey Irak’ta bir Kürt Devleti kurulmasından endişe duyuyordu. Bu konuda İran, Suriye gibi komşu ülkelerle diplomatik temaslar kurmaya başladı. İşte tam bu sırada bir NATO tatbikatı sırasında 2 Ekim 1992’de Türk Deniz Kuvvetlerine ait TCG Muavenet muhribi, ABD’nin Saratoga gemisinden atılan iki Sea Sparrow güdümlü mermileriyle vuruldu. Gemi komutanı Dz. Kur. Yb. Kudret Güngör, ile beş denizcimiz şehid oldu. Çok sayıda da askerimiz yaralandı. Bunun arkasından dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis’in uçağı şüpheli bir şekilde düştü ve Bitlis şehid oldu.


    17 sene önce gerçekleşen bu acı olaylar Türk-Amerikan ilişkileri açısından önemli bir dönüm noktası. Bu olayın ardından Türkiye bir ölçüde Amerikan politikalarına boyun eğmeye mecbur oldu. Ardından gelen Demokrat Başkan Clinton dönemi kısmen sorunsuz devam etti. 8 yılın ardından bu sefer Oğul Bush Amerika’ya başkan oldu. Onun 8 yıllık dönemi hem Türkiye, hem de dünya açısından kâbus gibi geçti. Amerika yeni bir iktidar değişikliği yaşadı. Bu sefer Amerika tarihinde ilk defa bir siyah ve demokrat başkan iş başına geldi. Yeni dönem nasıl olacak yaşayıp hep birlikte göreceğiz.



    Yeni Asya Neşriyat Yayınları arasında çıkan ve ikinci baskısını yapan “Bahriye’de 15 Yıl” kitabının yazarı Emekli Deniz Yüzbaşı Vehbi Kara (Horasanlı) ile “Muavenet gemisinin vurulması olayını ve Türk-Amerikan ilişkilerini konuştuk. Kitap üzerine yaptığımız bu sohbetle sizleri başbaşa bırakıyorum.




    NATO tatbikatında Muavenet muhribimiz, ABD’nin Saratoga gemisinden atılan iki güdümlü mermi ile vuruldu. Beş denizci şehid oldu. "Bahriye’de 15 Yıl" kitabınızda bu olayın bir kaza olmadığı söylüyorsunuz. Deliliniz nedir?




    Bu olay bir kaza değil. Ve kaza olmadığının anlaşılabilmesi için o dönemde yaşanan siyasî olaylara dikkatle göz gezdirmek lâzım. Gerçekten o dönemde ABD’nin Türkiye üzerinde bir baskı kurmaya çalıştığını görüyoruz. Açıkca belli ki Kuzey Irak’ta Amerika tarafından bir Kürt devleti oluşturulmaya çalışılıyordu. Bu konuda Kuzey Irak’tan birçok insan Amerika’ya götürüldü, eğitildi. Daha sonra da İkinci Körfez harekâtından sonra da buraya getirilip yerleştirildi. Şu anda da orada yarı bağımsız bir bölge ve devlet var.



    Çekiç Güç orada böyle bir devletin oluşması için ihtiyaç duyulan askerî güç idi. Ve Türkiye ile Çekiç Güç arasında yaşanan sorunlar, genelde hükümetin baskısıyla hep ertelendi. Ve sonuçta Muavenet benzeri bir olaydan korkulduğu için hükümet etkisiz kaldı. Bu olaylar, belli bir süreç sonrasında da aynen planlandığı gibi gerçekleşti. Hükümetler bilerek veya bilmeyerek, tedbir almadığı ve gereken karşılığı vermediği için iş daha detaylı ve kötü bir noktaya kadar geldi. Biliyorsunuz yakın bir geçmişte Irak’ın kuzeyinde Süleymaniye’deki Türk askerî birliğinde askerlerin başına çuval geçirme hadisesi yaşandı. Amerikalılar bir nev’î baskın yaparak oradaki askerlerimizi tutukladılar başlarına çuval geçirdiler. Aslında bu olay, yani geminin vurulması olayı Amerikalıların Türk askerinin başına çuval geçirme olayı dense mübalâğa olmaz.

    Niçin bu olay bir kaza değil?




    Bu olay kaza değil, bir gözdağıdır. Benim kitapta dile getirmeye çalıştığım konu buydu. Amerika, Türkiye’ye "Sen kim oluyorsun. Sen benim verdiğim silâhlarla ordunu donatıyorsun. Dolayısıyla bana karşı söz söyleme, karşı çıkma hakkın yok” diyerek gözdağı verdi.



    Türkiye ile Çekiç Güç arasında yaşanan sorunlar neydi? Çekiç Gücün Kuzey Irak’daki misyonu neydi?




    Bu olay kesinlikle bu bir gözdağıdır. Ve gözdağı istenen etkiyi göstermiştir. İşin acı tarafı Türkiye tamamen Amerika’ya boyun eğdi. Üzülerek söyleyebilirim ki, Türk hükümeti ve Türk askerî yetkilileri gerekli tepkiyi vermekte pasif kalmış, ülkemizi temsil etme sorumluluğu taşıyan insanlar beceriksizce hareket etmiştir. Bu olay sonrasında hiçbir devlet yetkilisi siyasetçiler, bürokratlar karşı çıkmadı. İşin kötü tarafı muhalefetten de etkili bir söz söylenmedi. Devlet olarak, millet olarak, iktidarda kim olursa olsun gösterilmesi gerekli olan tepki gösterilmedi. Ve bunun üzerine gözdağı verme olayı aşama kaydederek bugün işte çuval geçirme olayına dönüştü.

    Muavenet adlı gemimizin vurulmasının ardından biliyorsunuz Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in uçağının düşürülmesi olayı var. Bu, Çekiç Güç konusunda direncin devam etttiğini göstermez mi?




    Eşref Bitlis Paşa’nın öldürülmesi olayında da kaza olmayacak şekilde büyük iddialar var. Orada şehid olan bir orgeneral. Bugün Ergenekon olayında orgeneraller tutuklandı diye basbas bağıran medya organları, Eşref Bitlis Paşa şehid edildiğinde niçin suskun kaldılar? Bunu anlamak mümkün değil. Ben anlayamıyorum. Bazı olayların üzerini örtmek için komplo teorisi tarzında yaklaşımlar sergileniyor. Burada bahsettiğimiz konular, kesinlikle komplo teorisiyle uzaktan yakından ilgisi olmayan, Türk dış politika ve askerî politika sahasındaki acı unutulmaz olaylardır. Sonuçta komplo terorisi değil, ortada şehit olan askerler vardır. Birisi Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis ve biri Muhrip komutanı ki—bu askerin amiral olma şansı—çok yüksekti. Muhrip komutanları geleceği parlak subaylardan seçilir. Maalesef bu insanlar Amerika’nın politikası sonucu şehid edilmiş insanlardır. Ne yazık ki, medyada silâhlı kuvvetlerde bu acı cinayetler, komplo teorisi demiyorum, “cinayetler” ört bas edilmiştir. Bütün bunlar üstü örtülmüş cinayetlerdir. Aynı Ergenekon’un tertiplemiş olduğu bazı cinayetler gibi....




    Amerika istediği hedeflere ulaştı mı sizce?

    Kaza sonucu biz maalesef yeni sitimli gemiler aldık. Kitabımda bu bilgilere de yer veriyorum. 9 tane almak istemediğimiz KNOX sınıfı gemiyi aldık. Ki bunların teknolojisi eskiydi. Sitimliydi en azından. Biz dizel tahrikli PERYY CLASS gemiler almak istiyorduk. Bir yerde bu olayın sebeplerinden bir tanesi de bu gemileri almak istemeyişimizdir. Amerika’ya—gemi alımıyla ilgiliolarak—giden Türk heyeti belki de daha Türkiye’ye dönmeden bu olay gerçekleşti. Yani "Sen kim oluyorsun. Sen benim verdiğimi ancak alabilirsin. Senin söz hakkın yok” anlamına gelen bir baskı, bir gözdağı olayıdır. Muavenet ve Eşref Bitlis cinayetleri. Bu konuda sizin aracılığınızla şunu söylemek istiyorum. Bu konunun üzerindeki örtünün çekilmesi büyük hayırlara vesile olacaktır. Çünkü üstünü örte örte cinayetler dağları aştı.

    Türkiye’ye Çekiç Güce karşı başlattığı bu direnişi durdurması için bir mesaj mı verildi bu olayda?




    İsterseniz kitabımda yer verdiğim hususları burada dile getireyim. Bir kere kaza nasıl olabilir? Atış yapılacaktır. Gerekli talimnameler çıkarılır. Ki ben denizciyim. Şu anda da bu işi yapıyorum. Atış yapılmadan önce notam yayınlanır. Buna göre atış yapılacak bu bölgeye ticaret gemilerinin girmemesi için tedbirler alınır. Bu aylar öncesinden belirlenir. Koordinatları belirlenen bölgeye gemilerin girişleri çıkışları yasaklanır. Bu birçok seyirle ilgili yayınlarda dile getirilir. Haritalarda dahi pilotlanır (işaretlenir) belirtilirdi. Bir kere böyle bir planlı atış yok. Atış olsa,”atışta mermi hedefinden şaştı, hata oluştu, kaza ile mermi dost gemiyi vurdu” denilebilir. Böyle bir atış söz konusu değil. Bu birincisi. İkincisi ise iki tane mermi atılıyor. Birincisi kaza olabilir. Kolum çarptı gibi bir söz söylenebilir, ama teknik olarak böyle bir şey mümkün değil. Bir güdümlü merminin atışının yapılabilmesi için öyle yanlış bir düğmeye basmakla atış gerçekleşmez.

    Muavenet’e isabet eden Sea Sparrow mermilerinin özelliği nedir?




    Ben silâh elektronik subayıydım. Ve bu konuda Türk ve Amerikalı uzmanlardan birçok kurs gördüm. Sea Sparrow konusunda da bilgisi olan az sayıda olan kişilerden birisi olarak da kendimi söyleyebilirim. Çünkü mesleğim icabı bu konu ile ilgili teknik kurslara gittim. Eğitim aldım. Bu konuda sertifikalarım var. Sea Sparrow mermisi ile birlikte birçok güdümlü merminin çalışma usûllerini çok iyi biliyorum. Sea Sparrow güdümlü mermisi “yarı aktif homing” adı verilen bir çalışma prensibiyle çalışıyor. Yarı aktif homing en önemli özelliği sevk edilebilir bir mermi olması. Yani kaza olduktan sonra mermiye müdahale etme imkânınız var. Aktif homing mermiler ile pasif homing mermilerden ayıran en önemli özellik bu. Sea Sparrow mermisi de böyle bir özelliğe sahip.

    Nedir "aktif", "pasif" homing mermiler?




    Aktif homing özelliğine sahip mermiler “At, unut” prensibine göre çalışır. Bu mermileri atarsınız. Verdiğiniz koordinatlara mermiyi sevk edersiniz. Ondan sonra mermi kendi küçük bilgisayarıyla hedefini bulur ve imha eder. Artık ona müdahale etme şansınız yoktur. Keza pasif homing mermiler de meselâ ısıya hassas mermiler. Mermi atıldıktan sonra artık kendini ısıya doğru yönlendirir. O gider hedefini kendisi vurur. Müdahale şansınız yoktur. Fakat yarı aktif homing mermiler ki—Sea Sparrow güdümlü mermisi—yarı aktif homingdir. Mermiyi sevk etmek zorundasınız. Nasıl sevk ediliyor? Bir atış kontrol radarı hedefi aydınlatır. Bu aydınlatma dediğim hedefi traklar, hedefle temas kurar. Hedeften yansıyan ekolar mermiye gelir. Ve mermi o ekolara doğru kendini yönlendirir. Yani burada bir kontrol mekanizması mevcuttur. Nitekim yanlışlıkla atış gerçekleşmiş olsa bile, bu olaya kaza süsü vermeye çalışalım. Böyle olsa bile hedefe varmadan mermiyi geri çevirme imkânı var. Fakat Muavenet olayında böyle bir işlem yapılmamıştır. Kasıt unsuru vardır. Nitekim Bahriye’de 15 yıl kitabında bu konuyu elden geldiğince açıklamaya çalıştım. Bu işin kaza olmadığı çok açık. Bir gözdağı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.



    Nitekim ikinci bir husus daha söyleyeyim. Tek mermi değil, iki mermi atılıyor. Eğer kaza olsaydı tek mermi atılmış olurdu. Fakat bu Sea Sparrow güdümlü mermisi uçaklara karşı da kullanıldığı için, harp başlığı küçük. Tahrip gücü düşük. Yani patlayıcısı düşük. Dolayısıyla iki tane atılmış ki, ciddî bir hasar verme amacı güdülüyor.



    Amerikan hükümeti o olaya sebep olan askerlere ne yaptı? Bir ceza verdi mi?




    Olayda yaralanan ve tazminat için mahkemeye başvuran subaylardan bir tanesinin verdiği bilgiye göre mahkemeden, Amerikalı subayların kariyerlerini meslekî yönden etkilemeyen bir sonuç çıktı ortaya... Benim bu konuda çok bilgim olmamakla birlikte, ceza almadıklarını biliyorum. Nitekim olayın perde arkasına bakıldığı takdirde bir sindirme hareketi...




    “Verilen ani bir emir ile Muavenet Muhribi ile Kılıç Ali Paşa Muhribinin yerleri değiştirilerek Muavenet, Saratoga’ya hedef seçildi” iddiası var.




    Tatbikatta yer değiştirmeler mümkündür. Ben yıllarca Deniz Kuvvetlerinde muhriplerde görev yaptım. Buna benzer olaylara rastladım. Tatbikatı yöneten komutan bu şekilde talimat verebilir. Ancak şunu söyleyebilirim. Belki de bu nokta ilk defa söylenen bir husus. Kitapta da yer vermediğim bir husus. Bunu ilk defa sizinle paylaşıyorum. Muavenet gemisinin bir özelliği var. Bu geminin diğer gemiden farkı “millî” gemi olmasıdır. Millî gemi ne demek? Şimdi bizim Amerika’dan aldığımız silâhlar, gemiler kiralama usûlüyle alınır. Büyük çoğunluğu kiralamayla alınmıştır. Kiralama şöyledir: Gemi için cüz’î bir kira ücreti alır Amerika. Ama silâhlarını ve yedek parçalarını para karşılığı alırsınız. Bunun karşılığında büyük bir bedel ödettirir Amerika. Fakat kira usûlünün özelliği gemi hizmet dışına çıkarıldığında, bu kiralık gemiler Amerika’ya iade edilir. Türkiye’nin öz malı değildir, kiralıktır.




    Yani “Muavenet millî bir gemi olduğu için hedef seçilmiş olabilir” mi demek istiyorsunuz?

    Muavenet kiralık değil, Türkiye’nin öz malı olan millî bir gemidir. Nitekim benim çalıştığım muhrip de Türkiye’nin millî gemisiydi. Dolayısıyla kiralık bir gemi—bir nev’î Amerika’nın kendi gemisini vurmasından öte—bir nev’’î diyorum, Türk gemisi vurulmuştur. Ben diğer kiralanmış gemilerin Türk gemisi olmadığını söylemiyorum. Burada yanlış anlaşılma olmasın. Bu gemilerin tapusu Amerika’nındır. Öyle dersek, belki daha doğru olur. Kullanım hakkı bize aittir. Nitekim Kıbrıs’ta çok sıkıntı oldu biliyorsunuz. Amerika ambargo koydu. Türkiye’ye “Kıbrıs’ta verdiğim silâhları kullanamazsın” diye. Keza Almanlar da “Güney Doğu’da bizim verdiğimiz silâhları kullanamazsınız” dediler. Gerçi bilemiyorum, bu kiralama konusunda, bu hususlar bu ayrıntılar ne şekilde. Ama sadece şu kadarını söyleyebilirim; Muavenet millî bir gemiydi. Deniz kuvvetlerinde çoğunluk millî gemi değildir. Bunu da bu arada söylemek istedim. Bunu ilk defa bir gazeteci ile paylaşıyorum. Türkiye’de bunu bilen, Deniz kuvvetleri mensupları dışında çok az insan vardır.



    Eski bir askersiniz. İsrail-ABD ve Türkiye zaman zaman ortak tatbikatlar yapı-yor. Biliyorsunuz, İsrail barışı baltalayan bir ülke... Gazze’de yaptıklarını ibretle ve üzüntüyle izliyoruz....

    Ben yaklaşık 12 yıldır Deniz Kuvvetlerinden ayrıldığım için, son zamanlarda gelişen olayları ve tatbikatları bilemiyorum. Fakat benim dönemimde, yani 1997’ye kadar İsrail hiçbir tatbikata katılmadı. Çünkü İsrail, NATO’nun dışında bir ülkedir. Bizim katıldığımız tatbikatlar da NATO tatbikatları olduğu için, NATO ülkeleri yer almaktaydı. Ama o zaman NATO bu kadar da geniş değildi. Belirli sayıda ülkeler vardı. NATO tabiî ki aradan geçen yıllar sonucunda kabuk değiştirdi. Komünist blok olan Varşova Paktına karşı geliştirildiği halde, şimdi yeni yapılanması, maalesef İslâma ve Müslüman ülkelere karşı bir blok şekline dönüştü. Bu maalesef acıdır. Türkiye, bu ittifak içinde nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olmasına rağmen, NATO içerisinde bulunmasına rağmen Müslüman ülkeleri temsil kabiliyetini yeterince gösteremedi. Bu NATO nezdindeki askerî ve sivil bürokratlarımızın beceriksizliği ve aymazlığıdır.

    mgokmen@yeniasya.com.tr
    MUSTAFA GÖKMEN
    29.01.2009

    Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
    Haddimi Bilirim Derim..

  3. #3
    TÜRKLÜĞÜN VE İSLAMİYETİN SONSANCAĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ SoNSaNCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Eylül.2008
    Nereden
    Trabzon
    Yaş
    37
    Mesajlar
    11,226

    MUAVENET'in ACISI..,

    MUAVENET'in ACISI..,

    vedat Kolcuoglu

    28/12/2008 ·
    Sektör dışı özel yazılar Disizi..

    Ege’de gerçekleştirilen tatbikat sırasında yaşanan bu acı olayda 5 denizcimiz şehit olurken, 22’si de yaralanmıştı

    Ege’den gelen bir haber, gündemin ortasına bomba gibi düşmüştü. Ege Denizi’nde gerçekleştirilen “Kararlılık Gösterisi-92” adlı NATO tatbikatında Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait “TCG Muavenet Muhribi” vurulmuştu. 2 Ekim 1992 tarihinde Amerikan uçak gemisi Saratoga’da birden bire hareketlilik yaşanmıştı. Gerçek atışın bulunmadığı tatbikatta geceyarısı Saratoga personeli, Muavenet Fırkateyni’nin de aralarında bulunduğu “Yeşil Grup” a karşı en üst düzeyde alarma, yani savaş haline geçmişti.

    Çok geçmeden Saratoga’dan ateşlenen “Sea Sparrow” füzesi, gemimizin kaptan köşküne isabet etmiş, iki saniye sonra ikinci füze gelmişti. Peşpeşe atılan füzeler, Muavenet’in köprü üstü ve savaş harekat merkezi ile telsiz kamaralarını paramparça etmişti.

    5 şehit, 22 yaralı

    Olayda, Muavenet Fırkateyni’nin Komutanı Kurmay Yarbay Levent Kudret Güngör, Uçaksavar Yardımcı Subayı Teğmen Alper Tunga Akan, Tesis Astsubayı Serkan Haktepe, İkmal Çavuşu Mustafa Kılıç ve Er Recep Atak şehit olurken, 22 askerimiz de yaralandı.

    ABD, Türkiye’yi derinden yaralayan bu olayın kaza olduğunu açıkladı. Ancak, kaza olması imkansızdı. Çünkü, Saratoga mürettebatının iki atışı da tam isabet kaydetti. “Sea Sparrow” füzelerinin ateşlenebilmesi için 6 ayrı karara ihtiyaç vardı. Ayrıca bu işlemler, ayrı ayrı odalarda bulunan personel tarafından yapılmaktaydı. Dolayısıyla füzelerin peşpeşe kazayla ateşlenmesi inandırıcı olmaktan uzaktı.

    Saldırı savaş nedeni;

    Uluslararası hukuk açısından savaş gemisinin statüsü elçiliklerden çok farklı değildi. Bayrağını taşıdığı ülkenin egemenlik haklarını ifade etmekte, ülke toprağı kabul edilmektedir. Bu sebeple savaş gemilerine yapılan tecavüzler, ülke toprağına yapılmış gibi muamele görür; dolayısıyla savaş nedeni sayılır. Savaş gemisine yapılan hasmane bir saldırının karşılığı misliyle muameledir.

    ABD’nin muaveneti kasten vurduğu ortadaydı. Hadisenin kaynağı, ABD Başkanı George Bush ve şahinler (Neo-Conlar) adıyla anılan ekibinin Irak’ı işgal etmek istemesi ve Türkiye’den ABD askerlerinin Kuzey Irak’a serbest geçiş yapabilmesi ve Adana’da bulunan İncirlik Hava Üssü’nün Amerikan keşif ve ağır bombardıman uçaklarına açılması talebinin TBMM tarafından 1 Mart tezkeresi olarak adlandırılan tezkere ile reddedilmesiydi. Yaşanan acı olaya rağmen, tatbikata ara verilmedi. Yaşanan bu acı olayı sadece İP Genel Başkanı Doğu Perinçek protesto etti..

    Görüntüler yayınlandı;

    Uçak gemisi Saratoga tarafından vurulan Muavenet Muhribi’yle ilgili görüntüler, olaydan tam 11 yıl sonra ortaya çıktı. Saratoga uçak gemisinden yapılan çekimler, İhlas Haber Ajansı (İHA) tarafından ele geçirildi, aynı gün tüm ulusal kanallarda birinci haber olarak yayınlandı.

    Şehitlerimizin cenazeleri gözyaşlarıyla kaldırılmıştı;

    Faciada şehit olan Muavenet Fırkateyni’nin Komutanı Kurmay Yarbay Levent Kudret Güngör, Teğmen Alper Tunga Akan, Astsubay Serkan Haktepe, İkmal Çavuşu Mustafa Kılıç ile Er Recep Atak, düzenlenen askeri törenin ardından dualarla toprağa verilmişti.

    Amerikan uçak gemisi Saratoga’dan ateşlenen 2 füze muhribi enkaza çevirdi

    Kimse fazla kurcalamadı;

    Cumhurbaşkanı Turgut Özal ile Başbakan Süleyman Demirel ve hükümet arasında iç çekişmelerin yaşandığı dönemdi 1990’lı yıllar. DYP-SHP koalisyon hükümeti, bir yandan Cumhurbaşkanı’nın yetkilerini kısıtlayacak by-pass yasaları hazırlarken, diğer taraftan Cumhurbaşkanı Özal’ı makamından indirmek için diğer partilerle konsensus oluşturmaya çalışıyordu. Parlamento ve kamuoyu, bunların yanısıra, görev süresinin her uzatılışı olay haline gelen “Çekiç Güç” konusunu da gündemine almıştı. Facia, işte böyle bir dönemde yaşandı.

    ‘Müessif kaza’

    Cumhurbaşkanı Turgut Özal, DYP SHP Koalisyonu’nun Başbakanı Süleyman Demirel, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Vural Beyazıt’tı. Siyasetçi ve askerler, olayın “müeessif bir kaza” olduğunda birleşmişler, işi fazlaca kurcalamamayı seçmişlerdi.

    Tahkik edelim ;

    Dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ise konu ile ilgili Aksiyon Dergisi’ne özetle şunları anlatıyordu: “Vural Paşa (Deniz Kuvvetleri Komutanı) aradı. ’Komutanım, Muavenet muhribini bir Amerikan gemisi vurdu’ dedi. ’Ne oldu?’ diye sordum. ’Efendim, Sea Sparrow’la’. ’Nasıl olur, tatbikattalar?’ ‘Hem de efendim tatbikatın ara safhasındayız’ dedi. ’Nasıl olur Vural Paşa? Şehidimiz?’ var mı diye sordum. ’Maalesef’ cevabını verdi. Sea Sparrowlar, hava hedefine karşı kullanılabilir. Köprü üstünden vurulmuş. Komutan da orada. ’Olacak şey değil. Bunu tahkik edelim. Tahkikat heyeti kuralım’ dedim. Vural Paşa da olayın üzerine gitti. Çok uğraştı.”

    Yaralı kurtulan İlter Özdil anlatıyor: Amerika, füzeleri kasten ateşledi;

    Saldırıda bir kolunu ve bir bacağını kaybeden Üsteğmen İlter Özdil, olayın asla “kaza olmadığını” söyledi. Sea Sparrow füzelerinin başlı başına bir sistem olduğunu belirten Özdil, “Bir kaç personelin, geminin radar ve bilgisayar sistemlerinin kombine olarak atışa karar vereceği bir silah sistemi. O sırada gemiler dost sularda, ortada tehdit yok. Gemimiz ‘düşman’ olarak seçiliyor ve kasten ateş ediliyor” diye konuştu.

    Ciğerinde şarapnel ;

    Yaşanan faciada ağır şekilde yaralanan Teğmen Uluç Kılıç da Radikal Gazetesi’nde 18 Şubat 2003 tarihinde yayınlanan haberde, dehşet gecesini şöyle anlatıyor:

    “Saatler 22.30’u gösterdiği sırada, Muavenet Muhribi’nde büyük bir patlama oldu. ABD’ye ait Saratoga uçak gemisinden yükselen güdümlü füzeler, Muavenet’in kaptan köşküne kilitlenmiş ve kısa sürede gemi enkaz haline gelmişti.” Halen, akciğerlerinde şarapnel parçalarıyla yaşayan Teğmen Uluç Kılıç, yaralanan arkadaşlarıyla birlikte tazminat için ABD’ye dava açtı. Olayın siyasi olduğunu ileri süren ABD 11. Temyiz Mahkemesi, diplomatik yollarla çözülmesi gerektiğine karar verdi. Böylece Kılıç’ın yasal yollardan ABD’den tazminat hakkı ortadan kalktı. Aradan geçen dört sene içinde çeşitli yerlere başvuran Kılıç, eli boş döndü. Şimdi özel bir şirkette kaptanlık yapıyor.

    Belgeselini yaptı işinden kovuldu;

    Muavenet muhribiyle ilgili gerçekleri açıklayan bir belgesel hazırlayan Gazeteci Tuncer Bahçıvan işinden oldu. TV8’de yayınlanan “Muavenet Fırkateyni Neden Vuruldu” adlı belgeselde, Amerika uçak gemisi Saratoga’nın, Muavenet muhribini kasten vurduğuna dair ciddi belgeler kamuoyu ile paylaşıldı. Bu programın yayınından kısa bir süre sonra gazeteci Bahçıvan’ın işine son verildi. Gazeteci Tuncer Bahçıvan, “Ben 2003 yılında TV8’de iken bu facianın belgeselini yaptım. Her magazin programını bile defalarca yayımlayan TV8, nedense bu belgeseli bir daha tekrar etmedi” dedi.

    Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
    Haddimi Bilirim Derim..

  4. #4
    TÜRKLÜĞÜN VE İSLAMİYETİN SONSANCAĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ SoNSaNCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Eylül.2008
    Nereden
    Trabzon
    Yaş
    37
    Mesajlar
    11,226

    TCG Muavenet

    1999 un Ekim ayı başlarında Akdeniz eskilerin değimi ile resmen bir Türk gölüne dönmüştü... Bir yanda Display Determination ( Kararlılık Gösterisi ) bir yanda olive nua ( Yeşil zeytinler ) tatbikatı sürmekte ve her tatbikatta Türk gemileri bulunmaktaydı..

    TCG Muavenet ise tarihinde ilk defa Türkiye dışında bir tatbikata katılıyordu. Hiç bir tatbikata katılmamış olması nedeniyle adı ' Hacı Muavenet ' e çıkmış olan bu gemimiz 22 namlusu ile Türk Deniz Kuvvetlerinin en ciddi vuruş ve duruş gücüne sahip gemisiydi. Biraz saklamak birazda ' Ulusal ' gemi sıfatıyla hiç bir nato tatbikatına o güne kadar katılmamıştı... Kararlılık-92 Muavenetin dönüm noktasıydı şeytanın bacağını kırmış bir tatbikata katılıyordu nereden beilebilirdiki son yolculuğuna çıkıyor......

    1945 yapımı olan USS Gwin 1972 de Donanmaya katıldıktan sonra DM 357 TCG MUavenet olur... Donanmaya katılan en güçlü gemidir vuruş ve duruş gücüyle ve ulusal gemimizdir. Ve ilk uluslararası tatbikatına katılmaktadır.

    1 Ekim 1992 Bir geminin köprü üstü... Olive nua tatbikatına katılmak için Fransa ya intikal eden geminin bir subayı köprüüstünde mesajlara bakmaktadır. Yanindaki vardiya subayına '' iyi iyi kararlılık tatbikatı yeşil periyoda girmiş... yoksa rota değiştirip duracaktık' der. Yeşil periyor gemilerin bir sonraki safha için hazırlık ve intikal bölümüdür ve boştur. Normal intikal düzeninde gidilir... Saat 22 00 suları ( TS ile 2300 ) Köprüüstünde bulunan subay şaşırır. Yanındaki vardiya subayına ' Bu uçak gemisi değil mi?' der Vardiya subayı Teğmen ' evet efendim ' Bir terslik vardır gerçek bir terslik... istihbarat raporlarını ister subay raporlarıincelediğinde bu geminin olsa olsa ''USS Saratoga '' olabileceğine karar verir amma yanlış yer de yanlış konumda ve ilginç bir biçimde hareket etmektedir. Genel ilke olarak hiç bir uçak gemisi asla ve kata yanlız hareket etmeme ilkesi alenen çiğnenmekte , Uçak gemisinin intikali en açıktan yapması gerekirken karaya doğru yükselmesi ayrı bir terslik, dost birlik olarak nitelenen unsurların bile 20 milden fazla uçak gemisine yaklaşmasına izin verilmezken düşman birliklerine bu kadar yakın olması ayrı bir tersliktir. Kaldıki saratoganın orada bulunmaması da işin cabasıdır. Saratoga sonra Güneyleyerek aşağı doğru inmeye başlar... Köprü üstünde ki subay ' Alla allah çok ilginççç ' demekten öteye bir şey yapamaz ... 25 dakika içinde Saratoga gecenin karanlığında yok olur....

    Saat 2301 ( TSİ 0001 2 Ekim ) Peşpeşe iki gümbürtü kopar sonra koyu bir sessizlik .... Gözler karanlıkta bir şeyler ara ammapeşpeşe iki ışık hüzmesi ve patlama hariç zifiri karanlık herşeyi örter.... Bir şey olmuştur amma ne.... Beş dakika sonra telsizden inanılmaz hızlı konuşmalar akmaya başlar Türkçe İngilizce Fransızca İspanyolca... İş çığrından çıkmıştır. Ne devre disiplini ne birbirini anlama anlamsız konuşmalar sonra birden sessizlik tam bir elektronik bastırma.... Sessizlik sabaha karşı bozulur.... USS Saratoga ' Yanlışlıkla'' TCG Muaveneti vurmuştur. Bir ölüm sessizliği çöker Vurdu da ne oldu ? Ters birşey mi var ? Her iki tatbikatında devam edeceği haberi gelir ama kararlılık tatbikatının başlaması gereken evresi iptal edilmiş öbür periyor zamanında başlayacaktyır.... İlk kanı ciddi bir şey olmadığıdır. Ve intikal devam eder.....
    Ciddiyet Fransa'nın Toulon limanına yanaşınca anlaşılacaktır....

    TCG Muavenet vurulmuştur. Hemde bir değil iki kere... USS Saratogadan atılan iki adet SEA SPARROW güdümlü mermisinden birisi köprü üstüne isabet etmiş öteki 50 metre üzerinde patlamıştır. Olanaksız olmuştur... Başta gemi komutanı DZ.KUR.YB. Levent Kudret GÜNGÖR olmak üzere beş Türk denizcisi şehit olmuş onlarcası yaralanmıştır...

    Azıcık denizden anlayan silah sistemlerini bilen kişi bu olayın ' kaza' olamayacak boyutta olduğunu anlamıştır. Bunun aksi için bir similasyonla kanıtlanıncaya kadar inandırıcı değildir ki bu günekadar yapılamamıştır... Bu füze basit bir top değildir. Üç levrek ileri iki bıyık bükümü sola diye hareket etmez... Sea sparrow gerek rampasında gerekse hedefine uçarken görevini tüm koordinatları ile en ince ayrıntısına kadar bilen çok akıllı ve yetenekli bir füzedir. Hareketli dusman hedeflerini takip eden radar sisteminin sagladigi bilgiler, mikrondan kucuk zaman araliklari icinde, yonu, uzakligi ve tum koordinatlari ile birlikte merkezi islem ve mermi takip sistemi araciligi ile rampada atisa hazir bekleyen akilli "Sea Sparrow"a surekli olarak yuklenir. "Sea Sparrow" ateslendikten sonra hedefi vuracagi ana kadar olusan yay icinde de bu bilgilendirme devam eder. Hedeften alinan bilgilerin, hedefi vuruncaya kadar olusan yay icinde mikrondan daha kisa surede kesiklik gostermesi fuzeyi basarisiz kilar. Amacli (kasitli) hedefi olmayan bir fuze ic guvenlik sistemi ile kendini imha eder. Yani hedefe kaza ile gitmez, cunku gidemez. Hedefe ancak ve ancak bilerek ve kasitla gider. Sea Sparrow fuzesinin ateslenebilmesi icin 6 kademenin gecilmesi gereklidir. Basilan tek bir dugme ile harekete gecmez. Dolayısı ile bu altı kademenin hiç birinde ' biz ne yapıyoruz ' denmiş olmaması olanaksızdır. Kaldı ki Sea Sparrow SAM tipidir. Yani hava savunma füzesidir. Hedef havadadır denizde değil...

    En ilginç detaylardan biriside Zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanından geliyor Vural Bayazıt :''"Bütün dikkatlerini hava harbine toplamışlar. Hava harekatı bekliyorlar. Onun dışında birçok iş yapılıyor bu gemide. Yangın eğitimleriniz olur, V.s. Saratoga uçak gemisi bunların hiçbirisini yapmıyor. Gemi Adriyatik'te görev yapıyor. Adriyatik'te hava şu; o zaman Yugoslavya her an saldırır, hava harekatıyapar psikolojisi var. ABD'liler de her an bu tehdit altında. Akılları-fikirleri Adriyatik'te kalmış. Gemi Ege'ye geliyor tatbikat için, bir AIlah'ın kulu, "Gemimiz Ege'ye intikal etmiştir" diye devreden anons yapmıyor. Ne komutan, ne de ikinci komutan, böyle bir eğitimimiz vardır demiyor. Sivri akıllı bir yüzbaşı gece yarısı eğitim yapacağız diyor. İlgili personeli yataktan uyandırıyor. Halbuki eğitim bir bütündür. Tek bir şeyin eğitimi olmaz. Bir çok eğitim çalışması birarada yapılır. Bunu komutana da sormuyor. Gemide grup komutanı olan bir amiral var. O amirale gidip müsaade istiyor. O, bana ne, git kendi gemi komutanınla konuş diyor. O da kendi inisiyatifiyle eğitime başlıyor. Söylediği, ağzından çıkan laflar o merminin harpte kullanılması için kullanılan kumandalar. Yüzbaşı kendini daha Adriyatik'te zannediyor. "Burst Away, Burst Away" füzeleri düşman üzerine fırlat demektir. Yüzbaşı "Burst Away" diyor. Halbuki böyle dememesi lazım. Neticede bir asker oradaki. Denileni yapmak zorunda. Hedefi ayarlayıp, ateş ediyor. Olacak iş değiL." diyor gerçekten haklı hemde fazlasıyla çünkü bir özellik daha var... Dörtlü şifre ve kilit sistemiyle çalışan bir güdümlü merminin, hedefi "track"layarak ateşlenmesi ve bu hedefin havada değil denizde olması nasıl izah edilebilir di?

    Ayrıca bir dip not daha verelim .... Olaya ilk müdahale USS saratoga dan geliyor. Helikopterlerle gelip yaralıları taşıyorlar.... Ayrıca iki helikopterle daha 30 kişi kadar gelip temizlik yapmaya parça toplamaya başlıyorlar. Çünkü o ana kadar geminin füze ile vurulduğunu bilen anlayan yok telaş var. Sonra birden Türk tarafı uyanıp olaya el koyuyor parçalar alınıyor ve bingo.... Muavenet i ABD Uçak gemisi vurmuştur......


    (ALINTI)


    Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
    Haddimi Bilirim Derim..

  5. #5
    TÜRKLÜĞÜN VE İSLAMİYETİN SONSANCAĞI TÜRKİYE CUMHURİYETİ SoNSaNCaK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    08.Eylül.2008
    Nereden
    Trabzon
    Yaş
    37
    Mesajlar
    11,226

    Muavenet olayı bir kazamıydı yoksa bir cinayet?

    [flash]http://video.google.com/videoplay?docid=-8884431478359456144#[/flash]

    Bin Sene De Okusam Ne Biliyorsun Diye Sorsalar Bana ...
    Haddimi Bilirim Derim..

Konu Bilgileri

Bu Konuya Gözatan Kullanıcılar

Şu anda 1 kullanıcı bu konuyu görüntülüyor. (0 kayıtlı ve 1 misafir)

Benzer Konular

  1. Zap vuruldu
    Konu Sahibi AVAR Forum Güncel Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 24.Eylül.2008, 19:14
  2. "Rus uçaklarının saldırısında 10 gemimiz battı"
    Konu Sahibi AVAR Forum Dünyadan Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Eylül.2008, 17:57
  3. "Rus uçaklarının saldırısında 10 gemimiz battı"
    Konu Sahibi AVAR Forum Dünyadan Haberler
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 18.Eylül.2008, 17:49
  4. Muavenet-i Milliye
    Konu Sahibi Börteçine Forum Çanakkale Destanı
    Cevap: 0
    Son Mesaj : 27.Ağustos.2008, 18:20

Bu Konu için Etiketler