Son günlerin en çok tartışılan isimlerinden biri Mareşal Mustafa Fevzi Çakmak’ı tanımak faydalı olur düşüncesiyle, Onun hayatına ilişkin bilgileri dilimin döndüğünce paylaşmak istedim.

1895 yılında teğmen rütbesi ile Osman Ordusunda göreve başlayan Fevzi Çakmak, disiplini, ahlakı ve imanı ile hep gözde bir asker oldu. Balkan Savaşlarında, Çanakkale’de, Doğu Cephesinde, Kafkasya’da ve Suriye-Filistin Cephelerinde komutan olarak en önde savaştı. Cepheden cepheye koştu. 1.Dünya Savaşını kaybeden Osmanlı Devleti’nin Erkan-ı Harbiye Riyasetine atandı. Harbiye Nazırlığı yaptı. Ülkenin işgal edildiği günlerde ordu adına en yetkili kişi olmasına rağmen elinden bir şey gelmemesinin ızdırabını en derinden hissetti. 1920 yılının Nisan Ayında, Osmanlı Devleti’nin en yüksek askeri makamını, eline verilen tüm yetkileri ve rütbelerini İstanbul’da bırakarak, hakkında verilecek idam kararını bile bile, o güne kadar gizliden destek verdiği Milli Mücadeleye katıldı. Ankara’da coşkulu bir şekilde karşılandı. Milletvekili olarak kurucu Mecliste görev aldı.

Savaş Tecrübesi, disiplinli yapısı ve Ordu mensuplarının kendisine gösterdiği teveccüh ile Kurtuluş Savaşının en etkili 3 isminden biri olmayı başardı. Savunma Bakanlığı yaptı. Bakanlar Kurulu Başkanlığı yaptığı 1922 yılında Büyük Taarruzun Hazırlıkları için bu görevini bırakarak cepheye geri döndü.

“İstiklal Harbi günlerinde, Sakarya Meydan Muharebelerinin en kritik dönemlerinde, top seslerinin Ankara'dan duyulmaya başlandığı ve Büyük Millet Meclisi'nin Kayseri’ye nakledilmesinin bile düşünüldüğü günlerde Atatürk, günlük çalışmalarının büyük bir kısmını yürüttüğü ve bugün müze olarak değerlendirilen Ankara Tren İstasyonundaki evde, bir sabah erken kalktığı bir sırada Çavuş Ali Metin'e: “Acele olarak Fevzi Paşa'yı telefonla ara, bul ve hemen buraya gelmesini söyle." diyor.

Ali Metin, Fevzi Paşa'yı telefonla arayıp bulduğunda, Fevzi Paşa da Atatürk''ün yanına gelmek üzere, hemen evden çıkmakta olduğunu söylüyor. Fevzi Paşa Atatürk''ün yanına girince, Atatürk ona bir kâğıt kalem uzatıp:

"Bugün gördüğün rüyayı yaz ve bana ver," diyor.

Kendisi de bir kâğıt kalem alıp aynı şekilde o gün gördüğü rüyayı, Fevzi Paşa'ya vermek üzere yazmaya başlıyor. Yazma işi bittikten sonra, her iki Paşa da karşılıklı olarak yazdıklarını alıp okuyorlar ve okuma işi bittikten sonra birbirlerine bakıp sevinçle gülümsüyorlar.

Her ikisinin de yazdıklarını kendi kâğıtlarından okuyan Ali Metin, her iki kâğıtta da şu rüyanın yazılmış olduğunu görüyor:

Hz.Peygamber (s.a.v) Efendimiz, Hacı Bayrâm-ı Velî''ye diyor ki:

"-Mustafa''ya söyle, korkmasın, sonunda zafer onların olacak."


Bilindiği gibi, aynı gecede rüyalarında Hz. Peygamber (s.a.v.) Efendimizi, Hacı Bayrâm-ı Velîye bu sözleri söylerken gören o iki muzaffer kumandanın o günkü isimleri, ''Mustafa Kemal'' ve ''Mustafa Fevzi'dir. “ (1)
Mustafa Kemal’in Başkomutan olduğu Büyük Taarruz ve Sakarya savaşlarında Genel Kurmay Başkanı olarak planlama ve uygulamada hep önde oldu. Zaferin kazanılmasında gösterdiği üstün başarı nedeniyle Mareşalliğe yükseltildi.

Kurtuluş Savaşı’nın kazanılması ve Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte askerin siyasetten çekilmesini isteyen Atatürk’ün sözünden hareketle Fevzi Çakmak milletvekilliğinden istifa ederek Ordudaki görevine döndü ve yaş haddinden emekli olduğu 1944 yılına kadar Genel Kurmay Başkanlığı yaptı.

Fevzi ÇAKMAK, Atatürk’ün en yakınındaki isimlerden biridir. Atatürk’te aynı şekilde itikatlı ve samimi bir Müslüman olarak gördüğü Fevzi Çakmak’a çok güvenmekte ve Onun olduğu zamanlarda sofrada içki servisine müsaade etmemekte, Fevzi Paşa’yı incitecek her tavır ve sözden kaçınmaktadır. Atatürk'ün Özel Kalem Müdürü Hasan Rıza Soyak'ın anlattığına göre Atatürk, kendisinin halefi olarak Fevzi Çakmak'ı görmekteydi. "Şüphesiz ki, konuşma ve seçme hakkı TBMM'ye aittir ancak bu konudaki düşüncelerimi belirtmek isterim. Akla ilk olarak İsmet Paşa gelmektedir; kendisi bu ülkeye büyük katkılarda bulunmuştur. Ancak, bir nedenden dolayı kamuoyunun teveccühünü kazanamamış gibi görünüyor. Mareşal Fevzi Çakmak da ülkesine büyük katkılarda bulundu ve bununla birlikte herkesle de iyi geçinebilmekte. Üslerinin düşüncelerini her zaman takdir etmiş ve kimse ile kavga içerisinde değil. Bu sebeplerle kendisi devletin başı için en uygun adaydır." (2) dediği halde O, Atatürk’ün ölümünden sonra İsmet İnönü ile çatışmak istemediği ve bir kriz oluşturmayı doğru bulmadığı için Cumhurbaşkanlığı konusunda ısrarcı olmamıştır.

Emeklilik sonrası 1946 seçimlerinde Demokrat Partiden İstanbul Milletvekili seçilen Fevzi ÇAKMAK, “Demokrat Parti genel başkanı Celal Bayar'ın, 1948 yılında, dönemin "Milli Şef"i İsmet İnönü'nün demokratik seçimlere izin vermesi için "Devr-i Sabık yaratmayacağız" (yani iktidara geldikten sonra yapılan yanlışların ve yolsuzlukların hesabını sormayacağız) (3)” açıklamasını içine sindiremediği için DP’den istifa ederek 1948 yılında Osman Bölükbaşı ile birlikte Millet Partisini kurmuştur.

1950 yılında vefat eden Mareşal Mustafa Fevzi ÇAKMAK’ın Eyüp Sultan Camiindeki cenaze namazına yüz binlerce vatansever katılmıştır.

50 seneden fazla sürdürdüğü askerlik hizmetinde hep zirvede olan, girdiği her savaşta yaptığı üstün hizmet ve disiplinle adından söz ettirmeyi başaran, Türk Milletinin selametinden başka bir şey düşünmeyen, ihlâslı ve vefalı bir komutandır Fevzi Çakmak…

O, İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı gibi bir makamı bırakıp kurtuluş mücadelesine girerken kazandığı bütün rütbe ve güçleri; cumhuriyet sonrası askerliğe dönmek isterken savunma bakanlığını; DP’den istifa ederken iktidarın gücünü bırakabilmeyi bilmiştir. Çünkü O sadece ve sadece Allah’ın Rızasını, Devletin Bekasını ve Milletin Selametini düşünerek hareket etmiş ve siyaset üstü bir şahsiyet olarak tarihteki yerini almıştır.

Bugün Mareşal Fevzi Çakmakla ilgili konuşacak herkes Onun hayatını okumalı ve hakkaniyet penceresinden değerlendirmelidir. Onu tanıdıkça neden tartışıldığını da anlamış oluruz.

Selam ile
Tanrı Türk’e Yar Olsun!

Alperen BURAK


1) Ahmet Gürtaş, Atatürk ve Din Eğitimi, s.160-161
2) Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ten Hatıralar, Yapıkredi Yayınları, 2004
3) http://tr.wikipedia.org/wiki/Celal_Bayar